• Dişeti çekilmelerinin yaşlanmayla birlikte arttığı gözlenmektedir. Buna ‘fizyolojik dişeti çekilmesi’ denir.
• Dişlerin normal diş dizisinin dışında yer almaları ve üst ön dişlerin kesici kenarlarının alt ön dişlerin ön yüzeylerindeki dişetine mekanik baskı yapması sonucu dişeti çekilmeleri gözlenebilir.
• Dişlerin fırçalanması sonucunda dişetlerine sürekli olarak aşırı baskı uygulanması, dişeti çekilmesine neden olur. Böyle hastalarda hastanın ön diş yüzeylerinde bakteriyel plağa rastlanmaz ve çekilme olan bölgelerde dişlerin ön yüzeylerinde aşınmalar görülür.
• Uygulanan tedavi tekniğine bağlı olarak değişen yüzeylerde dişeti çekilmesi gözlenebilir.
• Dişler arasına kürdan veya toplu iğne gibi yabancı cisimlerin sürekli olarak sokulması, ilgili bölgedeki dişetinin kök ucuna doğru çekilmesine neden olabilir. Ayrıca bazı bireylerde görülen ve psikosomatik faktörlere bağlanan sebeplerle dişetinin tırnakla kök ucu yönünde itilmesi olayı da dişeti çekilmesine neden olabilir.
• Diş köklerinin aşırı dış bükey olması dişeti çekilmesinin meydana gelmesini kolaylaştırabilir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Bazen basit diş eti çekilmesi sorunu, diş taşı temizliği ile giderilebilir. Ancak ciddi çekilmelerde kendi kendine sağlıklı haline dönmesi mümkün değildir. Öncelikle ilk aşamadaki tedaviler uygulanır, gerekliyse cerrahiye geçilir ve yumuşak doku greftleri kullanılabilir. Bu nedenle dişhekimine başvurup anemnez(sorgulama) sonrası muayene neticesi tedavi şekline karar verilir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Diş etleri kanıyorsa, kanamanın bulunduğu bölgede iltihap var demektir. Bu ‘mikrobiyal dental plak’ denilen diş taşı hastalıklarının nedenlerinden ya da kötü bir dolgu veya kötü bir kronun travmatik etkenlerinden kaynaklanabilir. Sert bir cisim çarpması sonucu da kanamalar oluşabilir ama bunlar geçici diş eti kanamasıdır. Genetik faktörlerin de diş eti kanaması üzerinde etkisi vardır. Ancak birincil faktör her zaman ‘mikrobiyal dental plak’tır, genetik faktörler çoğu zaman bunu destekler. Genetik faktörlerin etkiliği olan bireyde hastalık daha yavaş ilerler, daha uzun sürede daha az tahribat yapar.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Hastalık, alt taraftaki kemiğe doğru ilerlememişse yani sadece diş etinde ise iyi bir bakım ve ağız hijyeni ile sorun çözülür. Eğer dişetinin altındaki dokulara ulaşmışsa, ortalama hastalığın boyutu 2-3 mm’yi aşmıştır ve diş fırçası ile bu mesafede bir temizlik yapmak mümkün değildir. Bunun için bir dişhekimi vasıtasıyla bu bölgelerin temizlenmesi, tahrip olan dokuların düzeltilmesi, hastalıklı olan dokuların sağlıklı hale getirilmesi gerekir. Her şey kontrol altına alındıktan sonra ise bunun korunması gerekir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

• Diş aralarında, dil üzerinde ve diğer çevre dokularda kalan yiyecek artıkları, ağız içindeki bakteriler aracılığı ile kötü kokulu bileşiklerin oluşmasına sebep olmaktadır.

• Ağız bakımı eksikliğine bağlı olarak gelişen diş çürükleri ve dişeti hastalıkları tabloyu ağırlaştırmaktadır.

• İyi temizlenmeyen protezler de benzer şekilde ağız kokusunun daha şiddetli hissedilmesine neden olmaktadır.

• Bazı ilaçların sürekli kullanımında, tükürük bezleri ile ilgili hastalıklarda veya sürekli ağız solunumu yapan kişilerde, tükürük azlığına bağlı olarak ağız kokusu gelişebilir.

• Tükettiğimiz bazı yiyecekler (soğan, sarımsak, et, balık, peynir vb.) nefesimizin kötü kokmasına neden olabilir. (Dişlerin ve dilin temizlenmesi ile bu koku ortadan kalkmaz. Kokuya neden olan yiyecek vücuttan bütünüyle atılana dek koku devam edecektir.)

• Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de ağız kokusuna neden olurlar.

• Ağız kokusunun ortaya çıkmasında az da olsa bazı hastalıklar rol almaktadır. Bunlar arasında; şeker hastalığı, alt ve üst solunum yolları enfeksiyonları, sindirim sistemi bozuklukları, karaciğer ve böbrek hastalıkları sayılabilir. (Bunların ağızda oluşturdukları koku ağız içinde bakterilerin neden olduğu kokular gibi olmayabilir. Örneğin, şeker hastalarında ağızdan gelen aseton kokusu söz konusudur.)
 

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

• Ağız içinde çürük dişler, kanayan dişetleri, iyi temizlenmemiş protezler varsa gerekli tedaviler yapılmalıdır.

• Diş ve dişetleri sağlıklı hale getirildikten sonra bu durumun korunması için düzenli olarak diş fırçası ve diş ipi kullanılmalıdır

• Ayrıca dilin üzeri de mutlaka fırçalanmalıdır. Bu iş için özel olarak üretilmiş dil fırçalarının kullanılması daha uygundur.

• Şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak, gıda artıklarının temizliğine

katkıda bulunacaktır.

• Ağız gargaralarının kullanımı ağız kokusunun azalmasına yardımcı olacaktır.

• Eğer dişhekimi ağız temizliğinin yeterli olduğunu tespit ederse o zaman ağız dışı kaynaklar araştırılmalı ve konunun uzmanı ile görüşülmelidir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Diş gıcırdatma; çiğneme refleksinin uyku sırasında aktif hale geçerek alt ve üst dişlerin birbirlerine teması ile ortaya çıkan istem dışı bir harekettir. Genellikle geceleri ortaya çıkmakla birlikte gündüzleri yaşanan kısa süreli uyumalarda da hafif şiddette kendini gösterebilir.

 

Diş gıcırdatmanın sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte hazırlayıcı bir takım etkenlerden söz edilebilir. Bunlar arasında ‘stres’ önemli yer tutmaktadır. Onun dışında sindirim problemleri, uyku bozuklukları, dişlerin kapanış problemleri, sistemik hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı da diş gıcırdatmaya zemin hazırlamaktadır.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Hafif şiddetli diş gıcırdatma pek çok kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Ancak ileri seviyedeki gıcırdatmalarda alt çenenin yan hareketleri sonucu öncelikle kesici dişlerde aşınmalar meydana gelir. Azı dişlerinin de devreye girmesiyle daha da şiddetlenen bu hareket sırasında ciddi bir ses oluşur ve bu ses, diğer insanları rahatsız edici boyutlara ulaşabilir. Dişlerin mine yüzeylerinin aşınması zordur ancak aşınma alttaki daha yumuşak tabakaya ulaştığında hızlanarak devam eder ve çürüğe yatkınlık artar. Ayrıca bu hareket esnasında dişlerin kırılabilme olasılığı da vardır. Bazen bu duruma dişeti çekilmeleri de eşlik eder. İleri safhalarda dişlerde, soğuk, sıcak, ekşi, tatlı vb. hassasiyetinin başlaması kaçınılmaz olacaktır. Diş gıcırdatma sırasında dişler ve çenelere çok yüksek bir basınç iletilmektedir. Bundan dolayı uzun süren diş gıcırdatmaları; yüz ağrıları, boyun ağrıları, kulağa yansıyan ağrılar, baş ağrıları ve çene ekleminde rahatsızlıklara neden olabilir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Çoğu kişi herhangi bir belirti verene kadar diş gıcırdatma sorunu yaşadığının farkında değildir. Bu durum genellikle ağız ve diş muayenesi sırasında dişhekimi tarafından fark edilir.

 

Erken dönemde; diş yüzeylerinin aşınmasını engellemek için dişhekimi tarafından yapılan

gece plakları etkili olabilir. Geç dönemde; dişlerde meydana gelen hasarların tedavisi yine dişhekimi tarafından yapılan koruyucu uygulamalar ile aşılabilir.

 

Ayrıca sebeplerin ortadan kaldırılması da tedavide etkin bir yöntemdir. Örneğin dişlerin kapanış bozuklukları farklı yöntemlerle normal hale getirilebilir. Nedeni tam olarak bilinemeyen bu tip durumlarda stres faktörünün azaltılmasının da faydası olacağı açıktır.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 5

Ağız bakımının en iyi yolu günde iki defa dişleri fırçalamak ve diş ipi kullanmaktır. Bu şekilde, dişler ve dişetleri üzerinde toplanan, bakteri plağı adı verilen yapışkan tabaka temizlenir. Bakteri plağı dişlerinize ve dişetlerinize zarar veren asit ve toksinler üretir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Bebekler ilk süt dişleri sürdükten sonra, yani 6-12 aylık olduğunda bir diş hekimine götürülmelidir. Diş hekiminiz periyodik olarak çocuğunuzun diş gelişimini değerlendirecek, gerekli koruyucu önlemleri zamanında uygulayarak gelecekteki ağız sağlığını garanti altına alacaktır.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Şikayeti olmayan bireyler, yılda iki kez, diş hekimi kontrolüne gitmelidir. Teşhis konmuş diş eti rahatsızlığı, aşırı çapraşık dişleri olan ya da çürük yatkınlığı olan bireyler ise 6 ayda bir kontrol edilmelidir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Hamilelik döneminde diş hekimine gitmekte ve rutün kontrolleri yapırmakta herhangi bir sakınca yoktur. Diş tedavisi konusunda ise anne adayının daha önceki gebelik dönemlerine bakılmaktadır. Eğer anne daha önce bir düşük geçirmisse hekim anneye bu duruma göre bir tedavi uygulayacaktır. Hamileliği ilk üç ayı içerisinde diş hekimleri herhangi bir tedavi uygulamamaya geçici ilaç tedavileri ile sorunları diğer aylara taşımaktadırlar. Çünkü ilk üç ay gebeliklerde düşük riskinin en fazla olduğu dönemlerdir. Özellike anne adayları daha önceki gebeliklerinde düşük yapmışlarsa risk daha da büyümektedir. Bu konuda hem anne hemde doktor ortak bir hareket ile ağızda bulunan sorunları sonraki dönemlere kaydırırlar. Diş hekimi tedavisi sırasında uygulanan anestezik işlemlerin hem anne hemde bebek üzerinde olumsuz etkileri bilinmektedir. Doktor tarafından anneye verilecek ilaçlar ise doğum kontrol uzmanlarının denetimi altında verilmektedir. Bu durumlarda ortak haeket etmek en iyi sonuca götürmektedir.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Evet, böylece olası sağlık sorunları ve komplikasyonları önlemek için diş hekiminiz gerekli önlemleri alacaktır.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Diş etinizin sağlığını korumak için tuzlu suyun herhangi faydası yoktur. Antibiyotik ise sadece diş hekminizin kontrolünde kullanılmalıdır. 

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Diş hastalıkları ve diş sağlığının korunması açısından erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez diş hekimine muayene olunması önerilir.

Diş çürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dişlerin fırçalanması, diş ipi kullanılması, aşırı tatlı ve şekerli yiyeceklerden olabildiğince kaçınma bunlar yendiğinde mutlaka dişlerin fırçalanması, diş hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde de diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.

Dişlerde gelişim bozuklukları varsa erken dönemde özel diş hekimliği dallarında uzmanlaşmış birimlere başvurularak gerekli tedavi sağlanmalıdır.

Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Dişler sert cisimlerle karıştırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır. Bunlar diş minesinin çatlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Diş minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.

https://plus.google.com/+ADCAlfaDental 2292 5

Biz Sizi Arayalım

Lütfen Resimde Gördügünüz Rakamı Giriniz